1. Iza Buğdayı Şenlikleri ve Tarla Günleri’ – Bolu

Bolu’da 10 bin yıldır genetiğini koruyan, içerdiği protein, amino asit, mineral, karoten miktarı ve besin değeri açısından son derece zengin bir ürün olan ıza buğdayının tanıtımı ve geliştirilmesi için düzenlenen ‘1. Iza Buğdayı Şenlikleri ve Tarla Günleri’ kapsamında panel gerçekleştirildi.

Bolu Belediyesi ve Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (BAİBÜ) tarafından bir otelde düzenlenen panelin açılışında konuşan Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz, kentte yetişen endemik türleri koruma altına aldıklarını ve bunların gelecek nesillere aktarılması için çaba harcadıklarını belirtti. Yılmaz, ellerinde eski tohum bulunan vatandaşların da kendileriyle irtibata geçmesini istedi.

Yılmaz, Bolu’nun çok geniş bir tarımsal alanı bulunmadığının altını çizerek, ‘Iza buğdayı konusunda şu an üniversitemiz saflaştırma ve genlerini muhafaza çalışmalarını yürütürken biz tarımsal alanda ne yapabiliriz diye düşünüyoruz. Bu yıl belediye olarak 200 dönüm civarında ektik.’ dedi.

BAİBÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Alişarlı da eski bir Türk sözünde ‘buğday ile koyun, gerisi oyun’ dendiğini ifade ederek, ‘Bu söz aslında bize çok şeyi de anlatır. Buğdaya verilen önemi ve aynı zamanda yaşamımızın kaynağı olan hayatın sürmesine büyük katkı sağlayan koyuna büyük bir vurgu yapar.’ diye konuştu.

Buğday konusunun neslin devamı için çok önemli olduğuna da dikkati çeken Alişarlı, aslında savaşların büyük bir çoğunluğunun da gıda üzerine sürdüğünü söyledi.

Türklerin Anadolu’ya getirdiği temel öğelerden birinin de buğday olduğunu aktaran Alişarlı, Türkler ile buğday ilişkisinin çok eski bir geçmişi olduğunu, bu nedenle korunması gerektiğini vurguladı.

‘Birçok hastalıkta engelleyici özelliği var’

Prof. Dr. Nusret Zencirci ise ızanın da içinde yer aldığı bu tip buğdayların birçok hastalıkta engelleyici özelliği olduğuna değindi.

Kendi yaptıkları çalışmalarda ıza buğdayının besin değerinin diğer buğday türlerine göre daha yüksek olduğunu belirlediklerini anlatan Zencirci, ‘Özellikle Seben’den aldığımız ıza buğdaylarında besin özelliği daha yüksek. O yüzden biz Seben’deki ızaya daha çok önem veriyoruz. Tabii ki bunun Bolu’da yetişmeyeceği anlamına gelmiyor ama Seben’deki çok özgünleşmiş bir durumda. Bunun o bölgede korunmasına devam edilmesini istiyoruz.’ şeklinde konuştu.

Zencirci, ıza buğdayının geçmişinin 10 bin yıla kadar dayandığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

‘Iza buğdayı bugüne kadar sadece doğal değişimlerle gelmiş. Bizim bitki ıslahı dediğimiz olay olmamış. Oldukça yararlı ve Bolu’ya katkı sağlayacağını düşündüğümüz bir ürün. Kaba bir hesapla ıza üretimi ile Bolu ekonomisine yıllık 26 trilyonluk bir katkı bekliyoruz. Izanın çiftçi tarafından yetiştirilip kullanılması ile bu katkıyı bekliyoruz. Bunun daha üstüne çıkacağını da ben düşünüyorum.’

İlerleyen yıllarda ızanın daha geniş alanlarda kullanılacağını belirten Zencirci, bu buğday ile ekmek ve türevlerinin yapılabileceğini kaydetti.

Yapılan konuşmaların ardından içerdiği protein, amino asit, mineral, karoten miktarı ve besin değeri açısından son derece zengin bir ürün olan ve ekmeklik buğdaya göre daha fazla çinko, demir, bakır, selenyum ve protein içeren Bolu yöresine özgü ıza buğdayının önemi panelde tartışıldı.

BAİBÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nusret Zencirci moderatörlüğünde gerçekleşen panele, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahri Altay, Uluslararası Tahıl Bilim ve Teknolojisi Birliği Başkanı Prof. Dr. Hamit Köksel, Çukurova Üniversitsi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Özkan ve Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nde uzman olarak görev yapan Turgay Şanal konuşmacı olarak katıldı.

Bir önceki yazımız olan Bolu'da Sağanak ve Dolu Etkili Oldu başlıklı makalemizde Abant Tabiat, Akyazı ve Bolu hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir